Derviş Olan İnsanın Adım ve Davranışlar
Derviş, ilk adımını, günahlardan uzaklaşıp, farz, vacip, sünnet.. gibi sorumluluklarını yerine getirmekle; ikinci adımını herkesi sevip, herkese sînesini açarak, kâinata bir "mehd-i uhuvvet" nazarıyla bakıp her zaman Ahlâk-ı Muhammediye (sav) ve Hakikat-i Ahmediye'yi (aleyhi ekmelü't-tehayâ) istidâdı ölçüsünde tam temsil etmekle; üçüncü adımını da, ihlas ve ihsan ufku itibarıyla, nazarî bilgi, inanç ve kabullerini, hâlî, zevkî, şuhûdî derinliklere açılmakla atmış olur.
Birinci adımı itibarıyla derviş; takvanın mebdeine açılır, dini, Kur'ân'ı anlamaya namzet olduğunu ve vuslata talip bulunduğunu ortaya koyar; derken samimiyeti ölçüsünde de niyetinin mükafatını görür.. ve yürür rıdvan tepelerine kadar cennetin derinliklerine.. "Hak Teâlâ eder müttakîdir olunuz/Müttakînin makamı cennet, içtiği kâfûr olur." (anonim) sözleri mebdeden müntehaya bu kademin önemini vurgular.
İkinci adımı itibarıyla o, canlı-cansız bütün varlıkla münasebete geçer, herkese konumlarının gereği takdirlerini arz eder, her şeyi sever, her şeyi kucaklar; düşmanlıklara muhabbetle karşı koyar, kötülükleri iyiliklerle savar ve bu yolun darılma değil, dayanma yolu olduğunu düşünerek koşar hedeflediği rıza payesine.. ve hep Yunus gibi mırıldanır durur:
"Sövene dilsiz gerek, dövene elsiz gerek,
Derviş gönülsüz gerek; sen derviş olamazsın…"
Üçüncü adımı itibarıyla ise o, artık bir huzur ve şuhud insanıdır. Tamamen O'nu görme, O'nu duyma, O'nu bilme ve O'na enîs-i sadık olma yoluna girmiştir; girmiştir ve fark etmez artık dost vefasını ve düşman cefasını. Hele bir de duymuşsa Yâr sesini gayri duymaz artık ağyar nefesini.. sıyrılır bütün bütün mâsivâ (Allah'tan gayri her şey) kaydından ve bürünür ikinci bir tabiat ve mahiyete sırdan. Bilir bilinmesi gerekenleri ve kurtulur bilgi hamallığından.
- tarihinde hazırlandı.
