Nazlı Ilıcak'ın gözünden "The Cemaat"
Geçtiğimiz hafta "Gülen cemaati bu algıdan rahatsız değil mi?" başlıklı bir yazı yazmış ve cemaat hakkında "algılanan gerçeklik" sadece Kemalistleri değil, muhafazakarları da kaygılandırmaya başladığının altını çizmiştim.
İçeriğini anlamadan, okumaya bile gerek duymadan savunmaya geçenlerin, bu yazıyı da yanlış anlayabileceklerinin farkındaydım.
Nitekim, yazının yayınlandığı günün sabahı, Gülen cemaatine yakın yayıncı bir dostum aradı ve cemaat hakkında yanlış düşündüğümü söyledi.
Oysa ben düşüncemi değil, muhafazakarların üzerindeki cemaat algısını yazmıştım.
Sağolsun, benim bu "düşüncemi" değiştirmek için bana Nazlı Ilıcak'ın son kitabını göndermiş.
Kitabın ismi ilginç: "Her Taşın Altında 'The Cemaat' mi Var?".
"Bir geçiş dönemindeyiz, hiçbir şey durağan değil" diyen Nazlı Ilıcak, kitabında, 28 Şubat sürecinden Cumhurbaşkanlığı seçimine, F Tipi örgütlenme iddialarından gazetecilerin tutuklanmasına kadar Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilişkilendirilmeye çalışılan pek çok konuyu mercek altına almış.
Her taşın altında 'The Cemaat' mi var?
Kitapta Odatv davasına geniş yer ayrılmış. Bu bölümde, Ahmet Şık'ın, kitaplara konu olan meşhur "Dokunan Yanıyor" sözüne cevap veriliyor.
Özellikle Hanefi Avcı dönemi ile ilgili okunmaya değer ilginç analizler var.
Ilıcak, kitabın ikinci bölümünde, Fethullah Gülen hakkında açılan davalara, aleyhinde yazılan köşe yazılarına, kendisin hakkında ortaya konan iddialara, kimi zaman Hocaefendi, kimi zaman da kendi penceresinden cevap vermiş.
Kitapta, muhafazakarlar üzerinde bile etkili olan "Cemaat her yeri ele geçiriyor" korkusunun nedenlerini ve temellerini sorgulanıyor.
Ilıcak'ın gazetecilikteki üslubu kitabına da yansıtmış. Önce Gülen'i eleştiren yazar ya da gazetecinin iddiasına yer vermiş, daha sonra bu iddiaları çürütecek belgeleri kendi yorumuyla birlikte okuyucusu ile paylaşmış.
Ilıcak, kitabının çeşitli bölümlerinde, askeri vesayeti ortadan kaldırmak adına, biraz fazla ileri gidildiğine, Ergenekon ile ilişkisi olmayan sivillerin aylardır cezaevinde bulunduğuna, birbirini tanımayan hatta sevmeyen insanların aynı kazanda kaynatıldığına vurgu yapıyor.
Sanırım Mustafa Akyol'un Ergenekon tutuklamaları ile ilgili taşıdığı endişeleri Nazlı Ilıcak da taşıyor.
Bu kitabın arkasında bile "Cemaat" arama komikliği...
Kendisini Gülen cemaatine yakın hisseden, kitapta yeralan konular hakkında da fazla bilgisi olmayan, her taşın altında cemaat olduğunu da düşünmeyen okurları bir konuda uyarmak istiyorum. Kitapta o kadar çok isim, olay, dava, kaset ve kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan karmaşık ilişkiler yumağından bahsediliyor ki, kafanız gereksiz yere karışabilir. Hatta vesvese bile yapabilirsiniz. Benden söylemesi...
Bu kitap, her olayın arkasında Gülen cemaatini arayanlar üzerinde ne kadar etkili olur bilmiyorum ama, Odatv.com yazarları "Her Taşın Altında 'The Cemaat' mi Var" kitabının arkasında bile cemaatin olduğunu yazmaya başlamış bile...
Nazlı Ilıcak'ın bu kitabı bence çok önemli bir arşiv çalışması. Kendine özgü akıcı ve sade üslubuyla konuları da anlaşılır şekilde ortaya koymuş. Başta gazeteciler olmak üzere bu konuya ilgi duyan herkes bu kitabı okumalı.
Özellikle de, Ergenekon davasını sulandıran, "Ergenekon yok cemaat var" diyen ve sonra da örgüt bağlantısı kurulmadığına tepki olarak utanmadan bizimle birlikte Hrant Dink yürüyüşüne katılan Hrant'ın sahte dostları okumalı...
- tarihinde hazırlandı.
