Din Vicdani Bir Meseleden İbaret Değil

İşin esası böyle olunca, dini sırf bir vicdanî meseleymiş gibi göstermek, onun ruhuna karşı bir saygısızlık olduğu gibi, aynı zamanda bir haddini bilmemezlik demektir. Dini –işin hakikatini Allah bilir– kabulleniyormuş görünüp "Sen benim kalbime bak." diyenler, bununla da kalmayıp onun amelî yanlarıyla meşguliyeti aşırılık sayanlar, boş kuruntularla kendilerini avutmakta ve mü’minlere karşı da "takiyye" yapmaktadırlar. İman ve İslâmın, şahısların hevâ ve heveslerine göre yorumlanması, onu semavî bir din olmadan çıkarır; beşerî bir sistem haline getirir. Aslında İslâm, insanları hevâ ve heveslerinden kurtarıp Hakk’a ve Hakk’ın hidayetine bağlamak için gönderilmiş bir vaz’-ı ilâhîdir. Tabir-i diğerle o, insanları hayvaniyet mahpesinden, cismâniyet darlığından çıkarıp kalb ve ruhun ferah-feza ikliminde seyahate hazırlamak için gönderilmiş bir ilâhî kanunlar mecmuasıdır.. ve bu eşsiz nizamın ruhu iman, cesedi İslâm, şuuru ihsan, unvan-ı muazzezi de dindir.