Din ve Manevi Değerlerden Uzak Kalınan Dönem

Hatta hatırlarım, şimdilerde, bir düzine aciz, iktidarsız ve kendilerinden şüpheleri olan ilhadzedeler, dine saldırmak, mukaddesata salya atmak için siyasî ideoloji, bazı şahıslar ve bir kısım tabulara sığınma lüzumunu duydukları gibi -ki şu anda da en çirkin ve en utandırıcılarını görüyor ve yaşıyoruz- komünizm ve sosyalizmin revaçta olduğu o günlerde de aynı talihsizler, arkalarını bu nesepsiz sistemlere dayayarak, bütün kin, nefret ve gayzlarını kusuyor, diyaneti ve dindarı susturmak için âdeta cihad ediyorlardı. İstiklâl mücadelemizin ümit şairi, İstiklâl Marşı'yla bir milletin yeniden dirilişini destanlaştırmasına karşılık, Müslümanın ve Müslümanlığın yakın takibe alınıp öldürüldüğü, söndürüldüğü ve ifsad edildiği bu karanlık dönemi:

'Hayâ sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde! Vefâ yok, ahde hürmet hiç, emânet lafz-ı bî-medlûl; Yalan râic, hıyânet mültezem her yerde, hak meçhûl. Beyinler ürperir, yâ Rabb, ne korkunç inkılâb olmuş: Ne din kalmış, ne îman, din harâb, îman türap olmuş' hicran dolu sözleriyle ifade ediyor ve inkisarla iki büklüm oluyordu.