“Eğitim komünist rejimde kanunla yönlendirilir”

Eğitim komünist rejimde kanunla yönlendirilir

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da kurucuları arasında bulunduğu Birlik Vakfı’nın Kurucu Üyesi Ahmet Rüştü Çelebi, dershanelerin kanun zoruyla kapatılmaması gerektiğini söyledi.

Liberal bir ekonomide ‘Bütün programı biz tayin ederiz’ düşüncesiyle eğitimin yapılandırılamayacağını ifade eden Çelebi, “Bugün dünyanın hiçbir ülkesinde eğitim kanunlarla yönlendirilmiyor. Bunu belki komünist rejimlerde biraz da demokrasiden ve özgürlüklerden korkan Arap rejimlerinde görmek mümkün.” dedi. Dershanelerin sosyal boyutuna da dikkat çekerek şöyle konuştu: “Eğer terör yayılmadan önce Doğu’da dershaneler kurulsaydı bu terör olmazdı.”

Dershanelerin sadece bir cemaatin değil milletin malı olduğunu vurgulayan Birlik Vakfı kurucusu Ahmet Rüştü Çelebi, “Bediüzzaman Hazretleri’ni ve Fethullah Gülen Hocaefendi’yi çok iyi bilen arkadaşlarımız bile Hizmet Hareketi’ni tenkit ediyor. Politikada körü körüne particilik yapmak çok yanlış. Siyaseti ikbal ve menfaat için yükselme vasıtası kabul edersek o zaman siyaset istismar edilmiş olur.” uyarısını yaptı. Cumhuriyet döneminde Tevhid-i Tedrisat Kanunu’yla tek tip itaatkâr bir nesil yetiştirildiğini anlatan Birlik Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Çelebi’nin tespit, uyarı ve önerileri özetle şöyle:

“Dershanelerin halk nezdinde de taraf bulmamış müesseseler gibi takdim edilmesi son derece yanlış. Dershanelere karşı birdenbire başlayan alerji ve antipatiye anlam veremiyorum. Söylenildiği gibi dershaneler zararlı müesseselerse bu kadar dershanenin açılmasına neden izin verildi? İnsanlar o günkü mevzuata güvenerek müesseselerini kurmuş. Anayasa’nın teminatı altında bir teşebbüs hürriyeti var. Bu hususlar dikkate alınmadan, kimsenin kanaatine bakılmadan kapatmak akıl kârı değil. Dershane meselesi uzun bir istişareyi gerektiren bir konu. İlmî şûra toplayıp ilim adamlarının görüşü alınmalı. Kaldı ki AK Parti içinde dahi kapatma konusunda bir fikir birliğine rastlamıyoruz.

Medyada iktidarı savunma psikolojisi

Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi siyasete derinlemesine karışmamıştır. Hiçbir yerde siyasi istikamet gösterme hadisesini görmedim. Referandum ise sadece AK Parti’nin meselesi değildi. Türk demokrasisinin temel mevzusuydu. Zaten bu referandum olmadan demokrasi vardı diyemezdik.

Benim oğlum Anafen Dershanesi’ne gitti. Öğrencilere adeta kol kanat gerdiklerini, bir evlat muamelesi yaptıklarını gördüm. Yani bunlar bir mevki, makam veya menfaat sağlamak için yapılacak şeyler değil. Ne gibi bir rant elde ediliyormuş? Bu dershanelere siz yardım mı ettiniz? Başbakan ‘Ne istediler de vermedik.’ diyor. Devlet bütçesinden yardım mı verdiniz?

Dershanelerin kapatılmasının yanlış olduğunu söylemek bir suç mudur ki Hizmet Hareketi suçlanıyor? Ortada bir haksızlık varsa bunu söylemekten çekinmemiz mi lazım? ‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır’ Hadis-i Şerif’i varken biz bu haksızlığı söyleyeceğiz. Haksızlık kimden gelirse gelsin susmamak lazım. Dershanelerden hareketle Hizmet Hareketi’ne yapılan hücum yanlış. Hangi idare olursa olsun ‘Biz iktidarız. İktidarın karşısında hiçbir güç duramaz. İktidarımıza kimse şerik olamaz. Bizim egemenliğimiz bölünemez’ diyorlarsa bu çok yanlış.

İktidarı tutan medya iktidarın yanlışını savunmak gibi bir psikolojiye girdi. Medyanın bir kısmı da iki tarafı birbirine düşürüp kendi düşünceleri ve tirajları bakımından bundan menfaat sağlamak istiyor. Başbakan Erdoğan “Hocaefendi’ye karşı yapılan hareketler yanlıştır. Büyük hizmeti vardır.” deseydi bugün hükümeti destekleyen gazeteler Hocaefendi’yi göklere çıkarırdı. Bu kadar sevdiğimiz, başlangıcından beri takip ettiğimiz Yeni Akit gazetesi neler söylüyor?”